! Konuk defterine yazılanlar site yönetiminin onayından sonra yayınlanacaktır. Derneğin amacına uygun olmayan, hukuka, genel ahlaka aykırı  unsurlar içeren ve kimin yazdığı belli olmayan yazılar yayınlanmayacaktır.

  coloşhaneye dair

 BAHÇELİK KÖYÜ TARİHİ COLOŞHANE (COLOPHIA)'DEN BAHÇELİK KÖYÜNE Gümüşhane ilininin Torul ilçesine bağlı şirin bir köy Bahçelik köyü. Köye gitmek için Gümüşhane-Torul karayolunun ikisu mevkiinden güneye ayrılan Şiran ilçesi karayolunun yaklaşık 15 km. sonrasından sağa ayrılan asıl köy yoluyla ulaşılır. Canbolların eteklerinde yer alan balaban dağlarının arasına sıkışmış dar bir vadiye kurulan bahçelik köyü,doğal güzellikleri ile dikkat çeker. Bahçelik köyünün tarihi durumu, yöre tarihi durumuyla aynıdır. Tarihi kaynaklar bu köyün M.S.1450 lerde Pontus İmparatorluğu döneminde de COLOPHİA adıyla varlığından söz eder. Bu tarih buralarda gümüşün bulunduğu ilk yılları işaret eder. Bilindiği gibi, Gümüşhane Gümüş maden ocaklarının bulunduğu önemli bir merkezdir. Burada bulunan gümüşün ocaklardan çıkartılıp rafine edilmesi ve rafinesinde kullanılacak odunun sağlanması için insan gücüne ihtiyaç vardı. Bu çevredeki birçok köy gibi, bahçelik köyüde o nedenle kurulmuş olabilir.... Her neyse sözü fazla uzatmadan Colophia dan başlayan tarihi yolculkuğumuza devam edelim... Colophia adının Pontus, yani Rum adı olduğunu biliyoruz. O yıllarda buranın halkıda elbewtteki pontuslu rumlardır. Rumların buradaki nüfusu selçuklularla birlikte her ne kadar azalmaya başlamışsa da tamamen bitmemiştir. Osmanlı kaynakları 19.yy. salnamelerinde burda 15-20 hanenin rum olduğundan bahseder. Ama asıl bu köyün ilk türk iskan tarihidir ki, bu da selçuklulara dayanır. Burada halen,K.Maraş yöresinde yaşayan Dulkadiroğullarının Rabialar-Rebiyeler aşiretinin adını taşıyan bir mahalle vardır ki, bu mahalle bahçelik köyünün en eski mahallesidir. Zira köyün 1970 li yıllarına kadar geçen dönemine bakıldığında da bu mahalle halkının baskın idareciler olduğunu görürüz. Kaldıki bu ailenin bulunduğu alana ayrıca DİZDARLI lar denmeside, burada yaşayanların Osmanlı ordusunda kale bekçiliği yapanlara denilen Dizdar kelimeside bunu doğrulamaktadır. (bu konuya daha ilerki zamanlarda geniş olarak değineceğiz) O zaman Buraya ilk türk iskanı Maraş yöresinden gelip buraya yerleşen Rabiyalar bölüntüsümüdür. Bu aşiretin iskan ettiği alana verilen adlara bakıldığında, iki önemli ipucu ile karşılaşılır.1. si:halen aşiret adının Rebiyeler olarak korunması ve bulundukları alana eynı adın verilmesi. 2.si ise, Maraş yöresinden geldikleri için, ilk iskan alanları olan bugünkü rebiyeler mahallesinin tam güneyinde bulunan alana Maraş mahallesi denilmesidir. Görüldüğü gibi, bu aşiret hem kendi adı olan Rebiyeler adını korumuş, hemde Maraş ytöresinden geldiği için yöre halkı bunlara maraşlılar diyerek bölgesel adını korumuşlardır... Bugünkü rabialarla ilgili yaygın bir görüşt, Rumdan dönme oldukları yönündedir. Ama bize kaynaklar bu konuyuda ayrıntısıyla sunuyor. Rebiyelerin Rumlukla buluşması, sadece ve sadece evlilik yoluyladır. 19.yy'ın sonlarına doğru burada yaşayan bir rum ailenin kızıyla olan evlilik, bugünkü bu yaygın görüşün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Köyün bir başka selçuklu yerleşgeside Muslu mahallesidir. Muslu mahallesi, adındanda anlaşılacağı gibi, Musacalu aşiretinin bir kolunun adıdır. Musacalu aşireti, yutrdun bir çok yerinde varlıklarını gösteren ve babialiden adlarına çeşitli gelirlerin idaresi vakfedilen bir aşirettir. Zira osmanlı kaynaklarında da balaban dağı edrafında ki hareketlerinden söz edilir. Musacalu aşiretinin Muslu bölüntüsü, iskana geç geçmiş olmasına rağmen kışlakları bugünkü muslu mahallesidir. Muslu mahallesinin katışıksız bu türk ve müslüman kurucuları nedeniyele bu mahalleye aynı zamanda MÜSLÜMAN MAHALLESİ de denir. Musalar kabilesi ise yukarıda saydığımız aşiretlerin buraya iskanı ile aynı tarihe denk gelir. Musaların yaşadıkları evlerin mimarisi daha çok burada yaşayan rumların terk ettiği evlerin özelliklerindedir. Ama bu soyun Orta asyadana gelip yurdun çeşitli yerlerine yerleşen Musalu aşiretinin bir bölüntü obası olduğu tahmin edilmektedir.. Hamdiler, Altıokkalılar, Gazelin mahallesi, Davutlular, temeller gibi diğer mahalleler hep bu iki aşiretten sonra iskan eden mahallelerdir. Bahçelik köyünün insan kaynaklarına bakıldığında birinci sırayı Trabzon yöresi, ikinci sırayı Kafkas yöresi ve üçüncü sırayı da doğu kökenli kürt vatandaşlarımız temsil eder. Bahçelik köyünün ilk adı olan COLOPHİ a dan Coloşhaneye geçişi sadece ve sadece söylem kolaylığındandır. Yani Rumcada Colophia neyse, Osmanlıcada da coloşhane o... 1917 lerde yörenin rus işkaline uğraması ve yörede meydana gelen ermeni zulmünden sonra köyde yaşayan Rum nüfus, kiliselerini, evlerini terk ederek Yunanistana göçmüş, 1930 larda ise becaiş yoluyla bu nüfusa ait mülkler bugünkü yaşayanlara satılmıştır. Bu becaişin taksimine bakıldığında Coloşhane köyünde 11 sülalenin yaşadığını görürüz. Bunlar ise şu isimlerle anılır: 1:Mezireliler 2:Toramanlılar 3:Rebiyeler _maraşlılar. 4:Altıokkalılar 5:Muslular 6:Çavuşaliler 7:Hamdiler 8:Gazelinmahleliler 9:Temeller 10:davutlular 11:Musalar Bahçelik köyünün eski tapu kayıtlarına zaman içerisinde gireceğiz ama isterseniz şimdi sözü Coloşhane adından Bahçelik adına geçişi biraz irdeleyelim: Bilindiği gibi,ülkemizde gerek osmanlı döneminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde bir çok kjez yöresel yer adları değiştirilerek yerlerine yenileri konulmuştur. Bunun ilk akla gelen nedeni, elbetteki anlaşılabilir olsun düşüncesidir. Ama asıl neden elbetteki bu değildir: Cumhuriyet dönemi, kurtuluş savaşında yaşanan bin bir mücadele ile başlamıştır. Bu savaşlarda bağrımızda büyüttüğümüz bir çok ermeni savaşta karşımıza çıkarak hainlik yapmıştır. 1.si bu hainlerin adlarıyla anılan yer isimleri değişme nedeni olmuştur. 2.siise bu adları değişenlerin tarh bilinci hiç olmadığı için, özbe öz türk aşiret adı olan yer adlarıda diğerlerinden sanılarak değişmesidir. Burada bununla ilgili binlerce örnek verebilirim... Aslında bu cehalet bugün dedelerimizin veya soyumuzun geldisini işaret eden aşiret adlarının yok olmasına da sepep olmuştur. Örneğin, Coloşhane adı her ne kadara RumPontus dönemine ait olsada, bu adı yok saydığımız zaman bu köyün tarihini yoksaymış oluyoruz... Dilerizki bundan sonra böyle yanlışlar yapılmaz daha ülkemizde... İşte bu ad değişmelerinden 1960 lı yıllarda yapılanında da Coloşhane adı değiştirilerek BAHÇELİK adı konulmuş bu köye. Ama burada bir karışıklığada sepep olunmuş. Torula bağlı bir başka köyede BAHÇELİ adı verilmişti. BAHÇELİK adıda buraya verilince gel çık işin içinden çıkabilirsen.... Ama yöre halkı COLOŞHANE adı ile anıyor bu köyü... Bahçelik köyü, tarihi bakımdanda bir çok değere sahiptir. Bunların başında eski çağlara ait bina, köprü, kale ve kilise kalıntılarıdır. Coloşhane kalesi diye anılan Altınpınar köyü ile Bahçelikköyüsınırında ki kale günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Bu kale, yöredeki diğer sıra kalelerden bir tanesidir. Yapım tarihi bilinmesede Cenevizliler zamanında onarım gördüğü kesindir. Otlak ve baharat yollarını gözetlemek amacıyla yapılan köye en yakın bu kalelerden bir tanesi Godil kalesi birtaneside köyün hemen üzereinde yer alan Bozkaya kalesidir. Köy merkezinde yer alan kemer köprü ise ilk yapıldığı günki gibi yaşamını sürdürmektedir. Bu yörede ilk insan izi araştırmaları hiç yapılmamıştır. Araştırma yapılacak ender yerlerden bir tanesi de bu köyün sınırları içerisinde yer alan Bozkaya mağarasıdır. Bozkaya mağarası tarihin derinliklerinden günümüze kadar süre gelen önemli bir barındırma merkezi olarak karşımıza çıkıyor. Köy merkezinde bulunan ve günümüzde de kullanılmaya devam eden kemer mimari örneklerinden sayılan bir çok yapı varlığını sürdürmektedir. Bahçelik köyü, gerek yem yeşil doğal örtüsüyle, gerek buz gibi pınar suları olan yaylalarıyla ve gerekse misafirperver insanıyla hher zaman özellikle turizmde gelecek vadeden bir yerleşme.. Ama biz biraz bu coğrafik ve tarihi tanıtımlardan uzaklaşıp bu köyün sosyal durumuna değinelim:Gümüşhane Tarihi Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda MÖ 3.500 tarihlerinde bölgede insan yerleşimine ve MÖ 3.000 tarihlerinde tarım yapıldığına dair izler bulunmuştur. Asurlular döneminde Azzi Hayaşa ülkesi olarak adlandırılan bölgede Hitit döneminde Karadeniz bölgesinin otokton halkı Kaşkaların yaşadığı sanılmaktadır. MÖ 9. yüzyılda Urartu hakimiyetine giren, Kimmer ve İskit saldırılarından sonra Pontus, Roma, Bizans ve Trabzon İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. Bu yönetimler arasında kısa süreli Arap, Ermeni, Türkmen hakimiyetleri gören kent Trabzon İmparatorluğu'nun yıklmasının ardından da 1514 yılında temelli Osmanlı hakimiyetine girene dek Akkoyunlu ve Safeviler tarafından yönetilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında 1916’dan 1918'e dek Rus orduları tarafından işgal edilen bölgenin Hristiyan halklarından Ermeniler 1915 techiriyle, Rumlar 1923 mübadelesi ile Anadolu dışına gönderilmişlerdir. Kurtuluş Savaşında Köyde geçen Ermeni Olayları. Eşkıya elebaşları: Havriyali N.... Coloşhaneli H..... Tembeda lı Abdullah Rus askerleri köye geldiğinde özellikle çocuklara şeker dağıtır, kadınlara olgun davranarak şirin görünmeye çalışırlardı. Bu nedenle köye Rus askerleri geldiğinde kimse kaçmazdı. Rus Ordusuna katılarak Vatan Hayinliği yapan Çapulcu yerli Ermeniler ise özellikle hamile kadınları yakalar, işkence ederlerdi. Bu işkencelerden bir tanesinde mezireli Şerif Altınokun annesi Güllünün başına gelmiştir.Kürtlerin Mezireden gelen bir grup Ermeni eşkiyası bu kadını bostanında yakalayarak işkence eder. Aynı baskın sırasında köyde Mevlüt Ağanın oğlu Hüsnü Efendi nin Eşi Seher Hanımıda işkenceden geçirirler.. Buçuk Hüseyin henüz daha 11-12 yaşlarındadır. İrice bir siyah çoban köpeği vardı ve elinde bir keserle dolaşırdı. Birgün Mezireye yine 3-4 tane Ermeni askeri gelir. Harmanda oynayan Hüseyini(çocuğu) görünce ona yaklaşıp köyü hakkında bilgi almak isterler. Hüseyin bir fırsatını bulur ve elindeki keseri Ermeni askerinin göğsüne vurarak kaçmaya başlar. Asker silahına davranır ancak köpeğin saldırısından zaman kaybeder. Bu arada çocuk yola koyulur ve mahallenin üzerindeki pelitliğe kendini atarak gözden kaybolur. Ermeniler geldiğinde ise kadınlar ve çocuklar kaçar, saklanırlardı. Eli silah tutan erkekler ise bunlara karşı koyarlardı. Kurtuluş Savaşı sırasında Yerli Ermenilerin bazı köyleri basıp kadın ve çocuklara işkenceler yaparak katlettikleri bilgisi sıkça duyulurdu. Coloşhane halkıda o günlerde oldukça tedirgindi. Bir süre sonra Ermenilerin Coloşhane ye de baskın düzenleyeceği bilgisi alınır. Muhtemel Ermeni baskınından en az zayatla kurtulmak için çeşitli tedbirler alınıyordu. Köyde eli silah tutan herkes cephelere asker olarak alındığı için birkaç ihtiyar, çoluk çocuk ve kadınlar kalmıştı. O nedenle her hangi bir Ermeni baskınına karşı koyacak güçte değillerdi. Köyde kalan yaşlı erkekler önceden haber aldıkları Ermeni baskınına karşı tedbir almalılardı. Yaptıkları plan aynen şöylrydi: Köyün bütün kadın ve çocukları Çakır Mevlüt ün kemerli mahsen kilerine toplayacak ve ardından Ermenilerin gelmesini bekleyeceklerdi. Gelen Ermenilere eldeki mevcut olanaklarla karşı koyacak ve yenilirseler en son kalan kadın ve çocukları ateşe vererek Ermenilerin ellerine bırakmayacaklardı. 3-4 gün beklenildi. Ermeni çeteleri Dizdarlı dan başlayarak köyün üst kesimindeki mahallelere baskın düzenleyip mevcut yaşlılara akıl almaz işkenceler yapıp ele geçirdikleri değerli eşyalarıda yanlarına alarak köyü terk ettiler. Ermeniler Altokka ya uğramayınca onca çocuk ve kadının da hayatı kurtulmuş. Eşkıyaların Kasıp Kavurduğu Yıllar.. Eşkıya elebaşları: Havriyali N.... Coloşhaneli H..... Tembeda lı Abdullah Bugün geriye dönülüp bakıldığında ;haydan gelenin huya gittiği çok daha bariz şekilde görülür. Ama işte bugün bile bu olaylar kınanarak anlatılır, Anlıyacağınız din ve tan düşmanı Ermeniler den görmediğini gördü bu memleket kendi içinden çıkan eşkıyalarından.. Burada geçecek konu gerçek bir olayın anlatımıdır. (Resim: FİKRİYE ÖZTÜRK) Biz bu olayı aktarırken olayın kahramanlarının isimlerini vermeyeceğiz elbette. Ancak madur olanların maduriyetlerinide anlatmak için tabiki isimleri zikredilecektir. Eminiz ki bu vakalarda adı geçmeyenlerin kim olduklarını köyün belli yaş grubu iyi bilir.. 1940 ların sonlarıydı; Bölgede azılı bir hırsızlık çetesi kurulmuş, ortalığı kasıp kavuruyordu. Bu halk daha 15-20 yıl önce kurtuluş savaşını iliklerine kadar yaşamış, savaş sonrasının kıtlığı içerisinde yaşam mücadelesi veriyordu. Bunun içinde erkeklerin hemen hemen çoğu yakın illere gurbetçiliğe gittikleri için evlerde yaşlı erkekler, çocuklar ve hanımlar kalıyordu. Bu durum birisi bu köyden olmak üzere birkaç açık gözün iştahını kabartıyordu. Aralarında kurdukları suç örgütüyle her akşam bir evi veya iş yerini soyup soğana çeviriyorlardı. Günlerden bir gün bu eşkıya işe Mezirede Hasan (Öztürk) Ustanın evini soymak için teşebbüs eder. Rahmetli Hasan Ustanın dul eşi Fikriye Hatun durumu sezer ve üzerlerine ateş ederek bu girişimi engeller. Kaçan soyguncular aynı gece Konak kızı olan Seher Hatunun (köyün zenginlerinden Hüsnü Efendinin Eşi) evinde çocuklarıyla yatarken baskın yaparlar. Seher hatunu uykusundan uyandırıp altınların ve paranın yerini sorarlar. Kadın cevap vermez. Bıçaklarlar, işkence ederler. Kadın yine söylemez. Sırtından, kollarından bıçaklarlar, kadın konuşmaz. Bunun üzerine evi aramaya koyulurlar. Kadın bir fırsatını bulur ve kendini pencereden dışarı atarak çevreden yardım ister. Bunun Üzerine Komşuları olan Hazeyin Mahmut ve diğerşeri olay yerine koşar. Hırsızlar yehlikenin farkına vararak panikleyip kaçarlar. Kadın ağır yaralıdır. Doktor olmadığı için tedavi yerel imkanlarla yapılır. Bu olayın bedensel izlerini Seher Hatun ömrü boyunca taşımıştır ancak ruhsal izlerini kendine bu zulmü reva gören H.... ile aynı köyde yaşamaktan azap içerisinde ölmüştür. Zarife (Hazeyin Mahmudun eşi, köy doktoruydu) kadını iyileştirdi. Aradan yıllar geçtikten sonra H....Fikriye Hatuna suçunu itiraf eder. Havriylalı N....nin kalkınması eşkiyalıktır. Köydeki olayların elebaşı H..... idi. Kimde para var kimde yok istihbarat yapar, gece gidip soyarlardı. NOT: Bu Yazı Sabire Öztürk ve Sağlıkları döneminde Osman Nuri Çubukçu, ile Refik Öztürk den derlenmiştir. Her ikisininde ruhları şad olsun?

 i.yılmazer

27.04.2011

  şükran eroğluna

 şimdi nerden çıktın deme ama belliki aynı havayı teneffüs etmiş, aynı doğanın tertemiz havasından ve suyundan beslenmiş bir geleneğin tohumlarıyız.. ayrıda kalsak, gayrıda kalsak kim ayırabilir ki hemşehriliğimizden bizi... birde tabi ki gönülden gönüle uzanan o kıpırdanışımızı.. işte onun adını koymak zor gelir usumuza çekilsede kelimeler... ama son verirken selam ve sevgilerimi sunuyorum... uma

 hakan

27.04.2011

  TEBRİK

 KÖYÜMÜZÜN YETİŞTİRDİĞİ MÜMTAZ ŞAHSİYETLERDEN PROF. DR. ORHAN ŞAHİN GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ REKTÖRLÜĞÜNE ATANMIŞTIR. ÇALIŞMA HAYATINDA DAHA BÜYÜK BAŞARILARA ULAŞMASI DİLEĞİMİZLE KÖYÜMÜZ VE DERNEĞİMİZ ADINA KENDİSİNİ TEBRİK EDER,YAŞAMI BOYUNCA KENDİSİNE SAĞLIK VE ESENLİKLER DİLERİZ. DERNEK YÖNETİM KURULU

 DERNEK YÖNETİMİ

10.11.2010

  SELAMLAR

 slm oncelikle boyle bir calisma yaptiginiz icin sizleri kutlamak istiyorum,ben ismail ATASOYUN torunuyum mutlaka tanimissinizdir sitenizde koye emegi gecenlerle ilgimi bir kose yapasanizda bizde buyuklerimizi daha iyi tanima firsati yakalamis olmazmiyiz bu firsati verdiginiz icin tesekkur eder calismalarinizin devamini dilerim saygilarimla;;;;;

 FATIH BAKI

30.10.2010

  hayri

 Sevgili kardeşim hayriye allah rahmet diler ; değerli ailesine kederler dilerim.

 erkan aydoğan

04.09.2010

  vefat

 sevgili abim HAYRİ AYDOĞAN'ın vefatından ötürü büyük üzüntü duyuyorum.ALLAHTAN RAHMET diliyorum.

 Rıfat Çolak

18.08.2010

  Slow Karadeniz FM - www.slowkaradenizfm

 Selamlar, web siteniz çok güzel başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla

 Ahmet Furuncu

27.06.2010

  KANDİL

 Güzelliği seven rabbim gönlünü güzelliklerle donatsın güzellik tüm ömrüne yayılsın muhabbetin baki duaların kabul ve bu güzel günün mubarek olsun.KANDİLİN MÜBAREK OLSUN...

 Ziganalı Nihat

17.06.2010

  KANDİL MESAJI

 Tüm Zigana Köyünün ve İslam Aleminin kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını dilaerim

 zigana köyü muhtarı Barış AKMAN

17.06.2010

  KANDİL MESAJI

 Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

 HASAN TEKİN

16.06.2010

Bulunan Yazı : 1134 Adet
Sayfa No :
   1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114